Gönderen: Kerem Ersoy | Ağustos 10, 2009

MEMBRANI KORUMA RISKI

Membranın korunması için yapılan tüm çalışmalara rağmen, inşaat sahipleri işin sonunda karşılarında yine su alan bodrum katları ile karşılaşmakta. Membran iyi uygulandığında, iyi malzeme kullanıldığında ve membran çok iyi bir şekilde korunduğunda doğru sonuç verir. Fakat gel de bunu şantiye ortamında uygula. Laboratuvarlarda Ar-Ge çalışmaları sonucunda bulunan süper ürünler şantiye ortamında yaya kalmaktadır. Nedeni basit. Şantiye dediğimiz ortam malzemenin nerdeyse ırzına geçilen bir mecradır. Onlarca taşaron çalışır, her ekip kendi uygulamasından sorumlu olduğu için diğer ekiplerin özellikle izolasyoncuların uygulamalarına dikkat göstermezler. Şantiyede de her işçinin başına bir polis dikemeyeceğinize göre, membran gibi narin malzemeler bir şekilde zarar görmektedir. Bazen geri dolgu yapan hafriyatçılar bunu delmekte, bazen içeride duvarlara alçı sıva çeken işçi duvardan çıkmış olan gergi demirine bir çekiç vurup dışarıdaki membranı delmekte bazen de tesisatçılar karot açıcaz şaft açıcaz derken komple duvarı delmektedirler.

Sözün kısası eğer gece rahat uyumak istiyorsanız, tüm riski bir örtü tabakası üzerine koyup onu korumakla vakit kaybetmeyin. Korunmaya en az muhtaç olan malzemeleri seçin. Bu malzemeler de beton üzerinde bir örtü olmaktansa içine işleyen malzemelerdir. Siz perdenizin üzerinde 4-5 mm’lik bir katman yaratmaktansa 20cm’lik perdenizi bir yalıtım tabakası haline getiriniz.

Bu havuzcular arasında epeyce bir polemik yaratıyor diye düşünüyorum. Kullandıkları su izolasyon malzemelerinin çok esnekliğine, çok elastikiyetine güvenenler sıva üstü yalıtımı seçmekte; başları hiç ağrımasın diye kesin izolasyon isteyenler esas betonarmede izolasyonu seçmekte.

İsterseniz bu konuyu biraz daha irdeleyelim. Yüzme havuzları betonarmeden teşkil edildiklerinde normal bir su deposu gibi düşünülebilirler. Fakat gerçek çok daha farklı. İçinde su denemeyecek, “kimyasal sıvı” diye adlandırabileceğimiz bir likidin bulunduğu bir depo esasında bu mahaller. Bakterilerden arınması için, alüminyum sülfat, klor, bakır sülfat gibi malzemeleri içeren pek çok karışım kullanılıyor bu suda.

Şimdi gelelim bizim konuya, havuzu inşa ettik, kalıpları söktük. Karşımıza gergi demirleri ahşap takozları, segregasyon alanları, soğuk derzleri olan bir havuz çıkıyor. Şimdi ya tüm gergi demirlerini kesip bir sıva atıp, üzerine izolasyon yapacağız. Ya da tüm gergi demiri, ahşap takoz, soğuk derz, segregasyon alan tamiratlarını yapıp esas betonarme yüzeyde izolasyon yapacağız. Sıva üzerine olan yöntemde malzeme sarfiyatı düzgün bir yüzey olduğu için çok daha azdır, ve çoğu havuz firması bu yöntemi bu yüzden seçiyor diye düşünüyorum. Burada risk sıvanın üzerine yapılan örtü niteliği taşıyacak bir izolasyon katmanının çatlama riski. Yalıtım tabakası çatlamasa bile sıvanın çatlama riski. Yani sıvanın arkasına alınabilecek bir su risk oluşturuyor. Sıva arkasındaki su betonla sıva arasında gezmeye başlar ve zaten tamiratı yapılmamış olan su köprülerinden (özellikle soğuk derz ve segregasyon alanlarından) galerilere ve toprağa sızmaya başlar.

Eğer betonarmedeki su köprülerini baştan tamir edip bu betonarmeyi izole ederseniz, üzerine daha sonra yapacağınız sıva çatlasa da patlasa da dışarıya su kaçmasını engellemiş olursunuz. Kristalize malzemeler bu iş için biçilmiş kaftan.

Arıtma tesisleri, proses atık sularının doğaya verilmeden önce arıtıldığı şartlandırıldığı mahallerdir. Farklı farklı su tiplerini bu tesislerde görebilirsiniz. Kostik içerenler, boya içerenler, zayıf asit içerenler vs vs… Sorun işte bu sularla başlıyor. Devasa yapılan arıtma tesislerinin ana strüktürleri çoğunlukla betonarme. Yani çimentodan yapılmış. Beton pH değeri ilk döküldüğünde 13,6 seviyelerinde olan bir karışımdır, yani alkali bir davranış gösterir.

Düşünün şimdi, alkali davranış gösteren bir beton havuza siz zayıf da olsa pH 4,5-5lerde asit içeren su dolduruyorsunuz. Yani betonun ırzına geçmeye başlıyorsunuz. Özellikle betonun hammaddelerinden biri olan çimentonun içerisinde üretiminden gelen serbest kireç ihtiva edildiğini düşünürsek, bu kirecin reaksiyonlarıyla başa bela alındığı bir gerçek.

Bu gibi havuzlarda yapılabilecek en mantıklı çözüm hem serbest kireci silikatlaştıracak silikatlar içeren hem de betonarmenin sırf yüzeyinde değil de, içinde de kılcal çatlaklarda su izolasyonu yapabilecek kristalize su izolasyon malzemeleri kullanmak. Tabii ki doğru olanın seçmek kaydıyla, yani gerçek kristalizasyon efektini yaratan bir malzemeyi seçerek.

Gönderen: Kerem Ersoy | Mayıs 8, 2009

SU DEPOLARINDA DOĞRU SU YALITIMI

Su depoları yalıtımcılar için anyanın konyanın belli olduğu mahallerdir. Nedeni de sürekli hidrostatik su basıncı altında kalan bir betonarmenin olması. Arada bir yağmur yağdı su geldi gibi bir şey yok ortamda, sürekli su altında bu mahal.

Öncelikle su deposundaki suyun niteliği önemli, yani bu su içme suyu mu olacak, damıtık arıtılmış su mu, herhangi bir proses suyu mu, ph değeri vs vs. Bu özelliklere göre farklı teknikler uygulamak mümkün. Ama en fazla önerilen tip esas betonarme perde ve zeminin ve hatta tavanın içten kristalize sürme çimento bazlı malzemelerle izole edilmesidir. Nedeni basit, kontaminasyon ve zehirli bir katmanın kullanılmamış olması, üzerine seramik kaplamak isteyenlerin yapıştırıcının rahat yapışabileceği bir yüzey elde etmek istemeleri.

Bu kısımda şuna dikkat çekmek istiyorum. Su deposunun içine sıva yapıp, şap atıp üzerine su izolasyonu yapmak çok ama çok sakıncalı. Çünkü yapmış olduğunuz su yalıtımı örtüsünün ömrü, üzerine yapmış olduğunuz şap ve sıvanın ömrüyle doğru orantılı. Rötre çatlakları bol olan ve sonradan hareketle çatlayacak olan, çekme mukavemetine dayanıklı olmayan donatısız bir şap ve sıva tabakası, üzerindeki izolasyon katmanını da bozmaktadır. Sıva çatladığında sıva altına sızacak su, zaten izole edilmemiş ana betonarme perdeyi rahatlıkla geçmektedir.

Bunun yerine esas betonarmeye su yalıtımı yapan firmalar daha randımanlı sonuçlar almaktadır. Gergi demiri, ahşap takoz, segregasyon alanları, perde döşeme birleşimleri, soğuk derzler, iş derzleri … gibi tüm su köprüleri tamir edildikten sonra kristalize malzeme ile betonarmeyi izole etmek çok daha başarılı olmaktadır. Sıva yapıldığında bahsi geçen bu su köprülerinin tamiratı zaten bu kısımlar sıvayla örtülü olduğu için imkansız olmaktadır. Sıvayı geçebilecek su da hemen bu su köprülerinin en zayıfından dışarıya sızmaktadır. Özetle esas betonarmeyi suya karşı kitlerseniz başınız çok daha az ağırır. Bu kuralı inşaatın geneline de yayabilirsiniz. Betonarme perde duvarlar, döşemeler, teras çatılar, balkonlar, havuzlar gibi mahallerde öncelikle betonarmeyi izole etmek her zaman daha iyi sonuç vermektedir.

Gönderen: Kerem Ersoy | Nisan 8, 2009

BLOKLAR ARASI TERAS ÜZERİ BAHÇE DETAYI

Statik açıdan bina blokları ve bunlar arasında bırakılan otopark garaj genelde ayrı çözülüyor. Nedeni de basit, farklı zati ve hareketli yüklere maruz kalacak elemenlar farklı şekilde deplasmanlara uğrayacağı için birbirinden ayrılıyor. Bu demektir ki, bloklar arasında bir otopark üstü, garaj üstü, sosyal tesis üstü bahçe terası oluşturmak istiyorsanız, bu teras tabliye betonunu bina bloklarından ayırıyorsunuz. Yani dilatasyon bırakıyorsunuz. Bırakmazsanız, direk binalara bu döşeme plağını bağlarsanız, yalıtım açısından büyük sorunlar yaşıyorsunuz. Çünkü farklı deplasmanlardan, oluşan kesme kuvvetlerinden yalıtım örtüleri, membranlar, fileli izolasyonlar yırtılmaya başlıyor. İşin komik tarafı teras üzerinde toplanmış olan izolasyon örtüsü üzerinde birikmiş olan tüm su bu yırtıklardan ya alttaki garaj, otoparka, sosyal tesise akıyor, ya da direk binaların alt katlarındaki tuğla duvarlardan, (ki bu katlar bahçe dubleks olarak yüksek fiyatlara satılıyor) daire içlerine akıyor.Yapılan en büyük hatalardan biri, otopark üst tabliyesinin blok betonarme perdesine veya kirişine gelip soğuk derzle bitirilmesi. Özellikle membran uygulamacıları bu kısımlarda teras üzeri döşemeyi membran kapladıktan sonra havuzlama yapabilmek için, membranı bina kenarında getirip bina betonarme perdesine yapıştırıyorlar (sanki bir teras çatı izole eder gibi).  Konut bloğu bir deplasman yaptığında, bu kısımdaki soğuk derz çalışıyor, kesme kuvvetiyle binaya yapıştırılmış olan membranı veya herhangi başka bir (tabir edildiği üzere “çok elastik”) yalıtım örtüsünü yırtıyor. Bunun sonucunda teras üzerinde hali hazırda membranla veya başka bir sistemle izolasyon yapılmış olmasına rağmen, tüm toplanan sular bu kenarlardan aşağıya sızıyor.

Soğuk derz bitişiyle değil de dilatasyonla biraz daha sağlıklı bir bitiş olsun diye uğraşan müteahhitler, blok betonu ile otopark üst tabliyesi arasına polistren köpük sıkıştırarak dilatasyon oluşturuyorlar. Fakat bu sistemde de tam sonuç almak hayal oluyor.  Çünkü tam kenarde sıfırda bir dilatasyon oluşturulduğu için havuzlama yapılırken kaçak riski hala bir nebze olsa da kalıyor.

Çözüm olarak önerdiğim, öncelikle bu bitişlerin kesinlikle soğuk derz olarak bırakılmaması, dilatasyon teşkil edilmesi ve bu dilatasyonun üst kota çıkarılması. Bu nasıl olacak? Otopark üst tabliyesinin bina perdesine denk gelen kısımda, döşemede epoksi ile alınacak demir filizleriyle bir parapet duvarı oluşturmak gerekiyor. Peyzaj yapıldığında son bitiş kotu dikkate alınarak, bu kota göre tüm otopark üst tabliyesini çevreleyen ve bloklardan bu sistemi komple ayıracak olan bir parapet betonarme duvarı (hatıl betonu) yapmak en sağlıklısı. Böylece otopark üstü izolasyonun kenarlarda yine otopark tabliyesi ile aynı anda statik açıdan çalışan bir betonarme elemana döndürülmesi gerçekleştirilmiş oluyor.

Bu parapet duvarının kesinlikle betonarmeden yapılması gerekiyor. Ytong, tuğla vs gibi elemanlarla yapılacak bir parapet duvarı hem toprak yüküne karşı koyacak şekilde sağlam olmuyor, hem de tuğlalar betonarme tabliye üzerinde ayrı titreşime girdiğinde kesme kuvvetlerinden tuğla tabliye birleşimi yırtılıyor.

Betonarme parapet duvarı ile ayrıca parapet duvarı ile bina bloğu arasında oluşturulacak olan dilatasyon tabliye kotundan daha üst bir kota taşınmış oluyor, yani sudan uzaklaştırılmış oluyor. Unutulmaması gereken şey, bu dilatasyonun omega detayı ile çözülmesi gerektiği, gerekli fitil, mastik dolgular yapıldıktan sonra omega detayı oluşturulur ve bu detay çözüldükten sonra binanın mantolaması, mermer denizlik gibi diğer detayları çözülmelidir. Dilatasyon detayı kesinlikle parapet betonarmesi ve blok betonarmesi arasında olmalıdır, mantolama sonrası yapılacak bir dilastayon detayı hiç bir işe yaramayacaktır.

Villalar iyi hoş yapılıyor, etraflarında bahçeleri ile birlikte. Ama gelin görün ki, o kadar para akıtılan o güzelim villaların zemin duvarları yerden itibaren nemleniyor, içteki alçı sıva ve boya kusuyor kabarıyor.

Neden?

Ana nedenlerden biri villanın temelinden su yükselmesi. Radye temel altında bohçalama yapılmış villalarda bile uygulama ve malzeme hatalarından dolayı zarar görmüş yırtılmış membran tabakaları, radye temelin içine suyun emilmesini engelleyemiyor. Bu yüzden de temel içine giren su temelden filiz alıp çıkılmış olan iç kolon ve perde duvarlarda ve ayrıca bu temel üzerine direk örülmüş olan tuğla duvarlarda yükselmeye başlıyor. Sanki çay bardağının içine daldırılan galeta parçası gibi, tuğla duvar içinde su bir iki metreye kadar emilmeye ve yükselmeye başlıyor. Tabii ki bunun sonucu olarak alçı sıvalar, boyalar ve zemindeki parke bile zarar görüyor.

İkinci sorun ise, radye temelin alttan su emmediğini düşünsek bile dıştan gelen su oluyor. Eğer müteahhit villayı çevreleyen bahçenin toprak kotunu radye temel kotuyla doğru ayarlayamazsa sorunlar baş gösteriyor. Villa inşaatının temel sonrası etabında kaba inşaat (kolon kiriş imalatı) bittikten sonra tuğla duvarlar örülmeye başlıyor. Cephe duvarları örülüyor, tabii ki direk temelin üzerine örülüyor bu tuğlalar. Daha sonra içte şap imalatı yapılıyor zeminde. Dışta sıva veya kaplama yapan müteahhit en son gelip dış alanda seramik kaplı terasları ve bahçeyi teşkil ediyor. Sorun bu kısımda başlıyor. Çünkü genelde bahçe toprağı gelip tuğla üzerindeki sıvaya veya dış kaplamaya direk değiyor. Yani toprağa değen kısımlarda betonarme hatıl veya perde gibi suyun girişini engelleyebilecek bir eleman bulunmuyor. Tuğla duvara direk değen topraktaki su, sıvanın da çatlamasını fırsat bilip tuğla duvar içine sızıyor. Gerisi malum. Kabaran alçı sıvalar boyalar vs.

Bu sorunu çözmek için, ya su basman kotunu topraktan yukarı tutmak gerekiyor, ya toğrağa değen çevre duvarı betonarme olarak inşa etmek gerekiyor, ya da tuğlanın radye üzerine oturduğu birleşim kısmını ve toğrağa değen tuğla duvarı sıvasıyla birlikte dışarıdan su geçirimsiz hale getirmek gerekiyor. Farklı detaylar üretilebilir, farklı malzemelerle çözüm bulunabilir.

Gönderen: Kerem Ersoy | Mart 17, 2009

WASSERISOLIERUNG IN ISTANBUL

Wir helfen Ihnen bei Ihrem Waterproofing Problem!
Feuchte Keller?  Drückendes Wasser?   Feuchte Wände?
Wir helfen Ihnen gerne und beraten Sie, wie Sie das Problem am besten in den Griff bekommen.

Im Bereich Wasserisolierung sind wir Profis in Istanbul.    Senden Sie uns einfach ein Email ( keremersoy@keremersoy.com ) über Ihr Problem. Sei es bei Ihrem Einfamilienhaus oder bei einem Großprojekt.

TUNNELS UND UNTERFÜHRUNGEN
WASSERRESERVOIRS UND WASSERKLÄRANLAGEN
FUNDAMENTE, KELLER UND STAUMAUERN
SCHWIMMHALLEN UND SCHWIMMBÄDER
SILOWASSERISOLIERUNG
BODENREPARATUR UND BODENBELÄGE

Membranla izolasyon: Su geçiren betonun su geçirmeyen bir örtü ile kaplanması tekniğidir. Bu teknikte tüm risk örtü üzerindedir, örtünün zarar görmesi halinde izolasyon başarısız olur. Örtüyü korumak için ek maliyetler söz konusudur.

Kristalize ile izolasyon: Su geçiren betonun kendisinin su geçirimsiz hale getirilmesi tekniğidir. Herhangi bir örtü tabakası olmadığı ve betonun içine işlediği için, örtü tabakalarındaki delinme yırtılma risklerini taşımaz.

Membranla izolasyon: Grobeton üzerine membran uygulamasından sonra koruma şapı dökülmesi gerekir. Bu yöntemle radye demiri bağlanmadan önce, membranın delinmemesi ve korunması amaçlanır.

Kristalize ile izolasyon: Grobeton üzerine bir kat kristalize malzeme sürdükten sonra herhangi bir koruma şapına gerek yoktur. Direk radye demiri bağlanabilir.

Membranla izolasyon: Perdelerde membran yapıldıktan sonra membranın delinmemesi ve yırtılmaması için önüne tuğla duvar, drenaj levhası, sert levha gibi koruma katmanları konur.

Kristalize ile izolasyon: Perdelerde izolasyon sonrası korumaya gerek kalmaz, sadece içerisi ısıtılan mekansa ısı farklılıklarından dolayı yoğuşma olmaması için ısı yalıtımı uygulanabilir.

Membranla izolasyon: Membran yırtılır veya delinirse su beton ve membran arasına girer, betonla membran arasında yürür ve bulduğu ilk zayıf noktadan içeri sızar. Yırtığın nerde olduğu tespit edilemez. Tamiratı için dışarısının komple kazılması gerekir.

Kristalize ile izolasyon: Herhangi bir şekilde tamirat gerektiren bir yer çıkarsa, bu içeriden negatif yönden sorunsuz şekilde lokal olarak çözülebilir.

Membranla izolasyon: Nemli havada uygulaması yapılamaz. Kuru ortam sağlanmak zorundadır.

Kristalize ile izolasyon: Nemli havada uygulaması yapılır. Hatta kristallerin üremesi için betonun ıslak olması gerekir.

Membranla izolasyon: Bitümlü /polimer esaslı koruyucu kaplamalar, kimyasal formülasyonları gereği kapalı hücre yapısına sahiptirler ve bu yüzden teneffüs edebilme nitelikleri yoktur

Kristalize ile izolasyon: Teneffüs edebilen bir tabaka elde edilir.

Membranla izolasyon: Garaj gibi tozumaz bir zemin cilalı, sertleştirilmiş bir yüzey elde edilmesi istenen bodrum katlarında, membranla temel altı izolasyon tamamlandıktan sonra, radye üzerinde yapılacak şap beton katmanında yüzey sertleştiricisi uygulanır.

Kristalize ile izolasyon: Kristalize malzemeler, korondum veya quartz ile zenginleştirilip direk radye üzerine tohumlama yöntemi ile uygulandığında, şap katmanına gerek kalmadan hem radye üzerinde su izolasyonu yapılmış olur, hem de sert yüzey elde edilmiş olur.

Beton, rötre esnasında oluşan kılcal damarları aracılığıyla suyu bünyesine alan bir malzeme olduğu için dışarıdan gelen su , betonun kılcal damarlarından osmoz yoluyla ilerlemektedir.

· Membran uygulamaları pozitif su izolasyonunda kullanılan bitümlü malzemelerle yapılan uygulamalardır. Suyun geldiği yönden yapılan ve suyu kesmeye yarayacak izolasyon tipine pozitif su izolasyonu, suyun geldiği taraftan değil de zıt taraftan yapılan izolasyon tipine negatif su izolasyonu denmektedir. Membran sadece pozitif yönde kullanılabilecek bir malzemedir. Çimento bazlı su izolasyon malzemeleri hem pozitif hem de negatif izolasyonlar da kullanılabilmektedir.

· Her türlü bitümlü / polimer esaslı cephe kaplama uygulamaları, pozitif su izolasyonunda kullanılır ve maruz kalacakları dış etkilerden (güneş ışınları, ani ısı değişimleri, asit yağmurları, fiziksel darbeler vs) etkilenerek zamanla koruyucu niteliklerini yitirirler.

· Bitümlü / polimer esaslı koruyucu kaplamalar, kimyasal formülasyonları gereği kapalı hücre yapısına sahiptirler ve bu yüzden teneffüs edebilme nitelikleri yoktur. Bu özellik, malzemelerin doğru uygulama sonucu dışarıdan su girmesini tamamen keseceğinin ancak, içeride hapsolan su buharının da yoğuşma sonucu, iç sıva ve boyaları tahrip edeceği, tavan ve duvarlarda küf oluşumuna sebebiyet vereceğinin göstergesidir.

· Çimento esaslı betonda kristal üreten yalıtım malzemesiyle yapılacak izolasyonun bir diğer önemli avantajı, dış mekandan betona geçecek suyun içeri sızmasını keseceği gibi, beton içerisindeki serbest kireci silikatlaştırarak betonun ph’ını dengeleyecek ve donatının, dolayısıyla da betonarme perdelerin ve döşemelerin korozyondan korunmasını sağlayacak olmasıdır. Bu da, kristal üreten malzemenin betona sürüldüğünde, sırf duvarın üstünde bir film tabakası oluşturmayıp aynı zamanda betonun içine nüfuz etmesi ve kristal üreterek suyun geldiği yöne doğru yürümesiyle mümkün olur.

Gönderen: Kerem Ersoy | Mart 17, 2009

KUYU TEMEL VE KESONLARDA NEGATİF SU YALITIMI

Kuyu temel su izolasyonu açısından en dertli temel ve perde tipleridir. Kuyu temel, tek taraflı kalıpların kullanıldığı, iksa kazık sistemi yerine yapılan bir sistemdir. Bu sistemde sanki bir kuyu açar gibi, kazdıkça perde betonları atılır ve en son bodrum kata varıldığında kuyu temel pabuçlarına binecek olan radye temel teşkil edilir. Bir bakıma tersten yapılan bir işlemdir bu, önce perde sonra temel oluşturulur.

Bu işlemler sırasında en dertli kısım, kuyu temel betonarme perdelerinin kalıplarının teşkilidir. Tek taraflı kalıp oluşturulur ve bu kalıbın beton atıldığında açılmaması için, bildiğimiz ağaç tomruklar kütükler toprak içine çakılır ve kalıplar tutturulur. Hatta statik açıdan gerekiyorsa çektirme yapılacak ankrajlar da sisteme dahil edilir. Sonuçta perde kalıpları açıldığında karşımıza her tarafından ağaç kütük başları çıkan bol soğuk derzler ihtiva eden bir perde betonarme duvar çıkar.

Su izolasyonu açısından, betonarme içerisinde su köprüleri diye tabir ettiğimiz tüm olumsuzluklar bu betonarme içinde vardır. Öncelikle parça parça dökülen perde betonları olduğu için ciddi oranda soğuk derz, iş derzi mevcuttur. Tek taraflı kalıp oluşturulduğu için su izolasyonunun içten yapılması kaçınılmazdır. Dıştan bir izolasyon uygulama açısından imkansızdır. Perde betonların içinde bol miktarda segregasyon oluşur. Ahşap takoz, tomruk ve kütükler tamamen temizlenmesi ve önlerinde birer beton tampon bölge oluşturulması gereken su köprüleridir. Bütün saydığım bu olumsuzlukların önce giderilmesi sonra negatif kristalize su izolasyonu yapılması gerekir.

Bir başka önemli unsur da, kuyu temel sömellerinin üzerine temelin oturtulmasındadır. Farklı zamanlarda dökülmüş betonlar arasında soğuk derz oluşacağı için, atılacak olan radye temelin sömellere çok iyi filizlenmiş olması gerekir, gerekirse suyla kendinden şişen fitiller kullanılmalıdır.

Kuyu temel sistemlerinde, müteahhitlerin düştüğü en büyük yanılgı, kalın bir sıva veya mantolama ile veya tuğla duvar örümü ile perdelerden gelecek suyu keseceklerine inanmalarıdır. Bu hayal görmekten başka bir şey değildir. Kuyu temel perdeleri doğru şekilde onarılmalı, tek tek su köprüleri doldurulmalı ve daha sonra betonarme perdeler içinde suya doğru ilerleyip tüm kılcal çatlaklarda kristal üretebilecek doğru bir kristalize su izolasyon malzemesi ile yalıtılmalıdır.

İçte drenaj sistemini kurmaya çalışanlara daha da şaşmak gerekiyor esasında. Suyu komple betonarme duvar içinde kabul eden bu kişiler, suyun içeriye sızıp akmasından sonra, kenarda açtıkları kanallarda bu suyu toplayıp köşede bir yerde açtıkları kuyulara yönlendirmektedirler. Şamandıra sistemli bir dalgıç pompa ile bu kuyuyu zaman zaman boşaltarak sorunu çözmeye çalışmaktadırlar. Esasında bu kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Çünkü birincisi siz suyu betonarme içinde kabul ediyorsunuz ve demirin korozyona uğramasına betonun çürümesine neden oluyorsunuz, ikincisi içeride sürekli bir nemli ortam oluşturuyorsunuz, üçüncüsü kanalların önüne tuğla duvarı örerek görüntüyü kurtarmaya çalışırken bodrum katınızdan alan kaybediyorsunuz, dördüncüsü ise sürekli çalışan bir kuyu pompa sistemi kurarak operasyonel masraflarınızı arttırıyorsunuz. Çözüm esasında basit, hem suyu beton içinde kabul etmeyin, hem kanal açmayın, hem drenajla kuyuyla pompayla uğraşmayın, hem de alan kaybetmeyin. Kristalize su izolasyon malzemesi ile betonarmeniz içinde kristal üretin, betonarmenizin içini kurutun.

Kuyu temel sorunları olanlar keremersoy@keremersoy.com adresime yazarak danışabilirler.

Eski Gönderiler »

Kategoriler